Pazartesi

Patiköy Gönüllüleri ile Terk Edilmiş Köpekler için Kurtköy Ormanlık Alanı Projesi

2500′e yakın köpeğin Kurtköy Ormanlık Alanlarında açlığa ve hastalığa terk edildiğini biliyor muydunuz?  

patiköy gönüllüleri-indigodergisi
Patiköy Gönüllüleri Kurtköy Ormanlık Alanlarında ki canlıların, özellikle ormana atılmış, terk edilmiş köpeklerin yaşam mücadelelerine destek olmak için yola çıktılar. Onlara sevgiyle ve emekle göz kulak olmaya çalışıyorlar.
Şimdi lütfen tüm insani koşuşturmamızı ve tasamızı bir kenara bırakalım ve ilahi yol göstericimiz olan vicdanımızla  onları dinleyelim; köpeklerin dili olan bu yüce gönüllü yardımseverleri dinleyelim.
10309052_626522234092198_1872249436475796839_n
Patiköy Gönüllerini temsilen Avukat Ece T. Gündoğdu’ya, projelerini ve Kurtköy ormanlık alanını sordum ve o da tüm içtenliğiyle cevapladı. Köpeklerin çektikleri çileler, gönüllerin zorlukları ve ihtiyaç olan desteği paylaştı.

Röportaj: Efe Elmas

Öncelikle kendinizden bahseder misiniz, nasıl böyle bir projeye başlamak aklınıza geldi?
Aslında böyle bir proje hep vardı. Ben kendi adıma böyle bir oluşuma dâhil değildim ancak sahipsiz hayvanlar için canla başla çalışan binlerce insan hep vardı. Ama genellikle hep insanı depresyona iten hüzünlü hikâyeler görüyordum. Bu nedenle bu tür konulardan –birçok insan gibi- kendi iç dengem yüzünden kendimi uzak tutmaya çalışıyordum.
Geçen yılbaşına doğru bir konser etkinliği düzenlendi. Konsere girmek isteyenler, ister bir avuç ister 100 kilo mama getirecekti yanlarında. Hukukçu olduğum için organizasyonu yapan kişilere yardımım dokunabileceğini düşünerek onlarla iletişime geçtim. İyi ki iletişime geçmişim orada birçok değerli dostla karşılaştım. İnsanların bu kadar fedakâr şekilde kendilerini evsiz canlara adadığını yakından görmüş oldum. Ayrıca bu sayede hayatımda ilk defa orman besleme gruplarından biriyle beslemeye katıldım. Ve gerisi geldi zaten… Şule Paçalı ve ailesi de orman beslemesinde tanıştığım, bütün bir aile olarak fedakârca zamanlarını, emeklerini bu canlara ayıran değerli insanlardan. 2-3 senedir çeşitli yerlerde sessiz sedasız şekilde besleme, sahiplendirme yapıyorlar. Birbirimizi tanıdıktan sonra ortak yaşadığımız bazı sıkıntılar sonucu verimli şekilde kendimizi sadece ormandaki canlara adayabilmek adına bazı dostlarımızla birlikte bu grubu kurduk…
Ormanda gördüğümüz köpeklerin o içler acısı hali ve kendilerine uzanan en küçük ele bile ihtiyaç duymaları ve üstelik aslında bu kötü durumlarına rağmen hala kendilerince bir neşeye sahip olmaları bizleri çok etkiledi. Hepsinin farklı bir karakteri var ve çoğunluğu bizi gördüğünde çocuk gibi neşeli…
Bu nedenle sorunun değil, çözümün bir parçası olmak adına “artık ağlamak ve ağlatmak yok” kararı alıp insanlara onları tam olarak göstermek istedik.
Çünkü insanlar üzerine gitmeleri ve yok etmeleri gerekirken, üzüntülerden kaçıyorlar. Ormandaki canların resimlerini gördüklerindeki üzüntü onların ormana gelme isteğini kaçırıyor. Oysa her ziyaret sonrasında boğazımızda bir düğüm olmasına rağmen yüzümüzde çoğunlukla bir gülümseme ile ayrılıyoruz oradan biz. Çünkü ölümler olduğu kadar, doğumlar da var. Terk edilişler olduğu kadar, sahiplendirilenler de var. Ve olumsuz ruh hali sadece olumsuzluğu çeker. Bu nedenle bardağın dolu tarafını seçtik… Ve insanlara da bu dolu tarafı gösterip, verimlerini düşürmemelerini sağlamaya çalıştık. Şu komik baloncuklar da oradan türedi zaten…
Yaşamın kutsal olduğuna inanıyoruz ve tüm canlıların insan tarafından sömürülmeden, hor görülmeden ve ezilmeden hak ettikleri şekilde hür ve mutlu şekilde yaşamaları gerektiğine…
10295688_619290668148688_5753892838256423998_n
Gerçekten harika. Büyük bir değişimin başlangıcı aslında… Kısaca projenizden ve temel amacından bahseder misiniz? Neler yapıyorsunuz orada?
Projemizin temel amacı aslında bin yıllardır katlettiğimiz doğaya bir şekilde elimizden geldiğince borcumuzu ödemek… Yaşamın kutsal olduğuna inanıyoruz ve tüm canlıların insan tarafından sömürülmeden, hor görülmeden ve ezilmeden hak ettikleri şekilde hür ve mutlu şekilde yaşamaları gerektiğine… Hür derken, doğal yaşamdaki gibi açlıkla birlikte gelen hürlükten değil, sevgi ve güven karşısında hissedilen hürlükten bahsediyorum…
Şu anda elbette ilk hedefimiz Kurtköy ormanlık arazilerine atılan, terk edilen, burada yaşamaya mahkûm edilen canların sağlıklı bir şekilde yaşamlarına devam edebilmelerini sağlamak ve onların bir gün daha yaşama tutunabilmeleri için su – yemek – temizlik ihtiyaçlarını gidermek ve en önemlisi elimizden geldiğince onları sahiplendirerek yaşadıkları bu eziyetten kurtarmak. Bu nedenle her Cumartesi günü buluşup ormanda belirli bölgelere gidiyoruz. Orada kene ayıklamak, pansuman yapmak, gözlere merhem sürmek gibi canlarımızın sağlıklarına yönelik çalışmalar yürütürken bir yandan yaşadıkları alanları, yuvalarını temizliyor, daha önce yapılmış olan yuvalarında eskimiş brandalarını yenileyip üzerine kartonlar sererek rahat şekilde yaşamalarını sağlamaya çalışıyoruz. Bunun yanı sıra çoğunlukla yemek artıklarını toplayarak, onlara kuru ve yaş mama alarak bazen de yakın dostlarımızın gönderdiği kuru mamaları dağıtarak onların karınlarını doyuruyor, yosun içinde kalan su yalaklarını temizleyip taze su ile dolduruyoruz. Yani anlayacağınız ormanda bir kenara itilmiş bu canları bir gün daha fazla yaşatmak için elimizden ne geliyorsa onu yapıyoruz. Ama bunlar yeterli değil. Gönül isterdi ki tüm köpeklerimizi kısırlaştırabilelim, tüm canlarımıza yuva bulabilelim ve o ormanı sahipsiz hayvanlara cehennem olmaktan kurtaralım. Ama maalesef şimdilik elimizden gelenler bu kadar.
Hasta olduğu için yemek yemeyen, sadece ölümü bekleyen bir köpek.
Hasta olduğu için yemek yemeyen, sadece ölümü bekleyen bir köpek.
Çok önemli çalışmalar aslında. Ama insan bu dostlarımızın haline ister istemez üzülüyor. Yüzlerce yıldır sadık dostumuz olan köpeklere bu zulüm neden yapılıyor, modern yaşam mı yoksa burada hatalı olan belediyelerin yaklaşımı mı?
Bunun oldukça uzun bir geçmişi var aslında. Öncelikle insanlarımız köpeklerden korkuyor ve varlıklarından rahatsız oluyor. Bence bu korkunun temelinde çoğunlukla bencillik var.
Birçok sokak köpeği mahallelerinden korkan bir komşu nedeniyle alınıp ortadan yok edilmiştir.
Bunun nedeni hayvanın yaşadığı mahalleyi korumak için gece havlamasından rahatsız olunması ya da korkusu nedeniyle aşırı hareketler yapan kişilerin peşinden gidip onların daha çok korkmalarına neden olmaları ya da en kötüsü “pis hayvan çocuklarımız onun yattığı yerlerde oynuyor” mantığıdır genellikle. İnsanlara şaşırıyorum GDO’lu ya da sağlıksız ürünleri çocuklarına yedirirken içirirken hiç sorun olmuyor ama bir köpek bir şekilde düşmanları oluveriyor. Bu tüm dünyanın kendisi için var olduğunu düşünen insan yapısıdır bana göre. Ve maalesef modernleşen dünyamız da bu kişisel bencilliği fazlasıyla destekliyor. Ama dünyamız modernleşmeden önce de bu sıkıntılar vardı. İnsanlar her ne kadar daha hoşgörülü bir yapıya sahip olmuşlarsa da, Osmanlılar döneminde Hayırsız Ada’ya atılan köpeklerin durumu birçok İstanbullu tarafından bilinir.
10305262_626534907424264_626241164065852796_n
Belediyeler konusuna değinecek olursak… Evet, benim düşünceme göre Belediyelerin hataları oldukça fazla. Ama Türkiye’de hangi kurum doğru çalışıyor diye durup düşünmek de gerekir. Gönül isterdi ki, Belediyelerimizin bütün canları alabilecek kapasitede büyük barınakları olsaydı ve burada tüm canlar sahiplendirilemese de ömürlerinin sonuna kadar kendi evlerinde gibi bakılabilseydi. O zaman gönüllü olarak barınaklara gider, oradaki köpeklere sevgi göstererek onların eksikliklerini gidermeye çalışırdık. Ancak maalesef çoğu yer sıkıntısı, bütçe sıkıntısı gibi nedenlerle köpekleri bir kapıdan alıp diğerinden bırakmak zorunda kalıyorlar. Öte yandan bazı dedikodulara göre hasta giren köpeklerin uyutulduğu da söyleniyor. Ancak ben kendim böyle bir duruma şahsen şahit olmadım. Kurtköy ormanlık alan ile ilgili olarak; birçok hasta köpek var ormanlık arazide. 24.05.2014 tarihli ziyaretimizde 4 bebek, 4 yetişkin köpeğimizin ölü bedenlerini topladık. İki bebeğimizin cesedi kurtlanmıştı. Bu nedenle ben belediye ekiplerinin her gün düzenli ve itinalı besleme yaptığına inanmıyorum. Sadece besleme yapmak da yetmez, yeni doğan bebeklerin hastalıktan kurtulmaları için ciddi bir temizliğe de ihtiyaç var. Yosun tutmuş suları temizlemek, kartonları değiştirmek vs… Bunları biz kendi gücümüzle zaten yapıyoruz. Bunlar için belediyeleri suçlamıyorum. Ama en azından ölüm kampı olarak adlandırdığımız bir bölge var. Buraya bir çare bulmaları gerekiyor. Artık o bölgeye yeni toprak mı atılır, hayvanlar oradan tahliye edilip ilaçlar mı dökülür bilemem ama belediyelerin uygulamaları yeterli olmadığı için gönüllüler var. Bunun da net şekilde bilinmesi gerekir.
Yaklaşık olarak kaç köpek var Kurtköy Ormanlık alanlarında?
İlk ormana gittiğimde 3000 -3500 civarında köpek vardı ormanda. Sonrasında ne oldu bilmiyorum ama köpeklerin sayısında kısa sürede epey bir düşüş yaşandı. Sürekli doğumlar ve ölümler oluyor. Bunun yanı sıra sahiplendirmeler de yapılıyor. Ama bir o kadar da yeni gelen köpekler görüyoruz ormanda… Şu anda tahmini olarak 2000 – 2500 civarı köpek bulunduğunu söyleyebilirim.
Aslında oldukça fazla bir sayı. Köpeklere yardım için kaç kişilik bir ekibiniz var?
İnternet üzerinde aslında Patiköy Gönüllüleri’ne yön veren bir 20-25 kişiyiz. Ancak çeşitli nedenlerden ötürü çoğu kişi ziyaretlerimize katılım gösteremiyor. En katılımın olmadığı günde 8-9 kişi oluyoruz ki zaten saydığım 20-25 kişilik grup içinde bu insanlar da. Bunun dışında Müge Cavcı ve eşi Mehmet Cavcı da kimsenin gitmediği – gidemediği günlerde ormana giderek sadece kendi çevrelerinden topladıkları bir araba dolusu mamayı canlarımıza verip durumlarını kontrol edip sularını tazeleyerek tüm ormana destek oluyor. Bunun dışında 01.06.2014’teki ziyaretimizde su probleminin yaşandığı ormana 4 adet su deposu sağlayan Çiğdem Kitis var. Ve bu su depolarını sürekli kullanılabilir hale getiren Hayrettin Yıldız. Bu isimler de grubumuzun içinde bizden desteklerini esirgemeyen dostlar. Ve tabii internet üzerinde mesajlarımızın daha çok kişiye ulaşması için çabalayan, burada ismini sayamayacağım kadar dost var.
Şule Paçalı tadilat yaparken.
Şule Paçalı tadilat yaparken.
Bu dostların yaptıkları gerçekten takdire şayan. Bu yürek daha fazla kişide olsaydı, şu an Dünya gerçekten muazzam bir yer olurdu Oraya gittiğinizde bir görev dağılımı var mı?
Genel olarak Cumartesi yapılan bir orman ziyaretinde hepimizin görevi belli. Baba Gafur Paçalı hayvanların mamalarını dökerken, Anne Hanife Paçalı ya yerlerdeki çöpleri toplamaya başlıyor ya da canlarımızın üzerindeki keneleri temizliyor. Ayşegül Paçalı aceleyle yuvaları ve etrafı kolaçan edip yaralı – cansız köpekleri tespit edip yaralı olanlara pansuman yapıyor. Hemşire olduğu için eli bizlerden çok daha yatkın ve bizim kadar paniklemiyor tabi. Şule Paçalı ise çoğunlukla yuvaları yenilemek, en ulaşılamayan yerdeki canları doyurmak ile meşgul oluyor. Leyla Şengölge Balköse ve Hıdır Koç bebeklerin sulandırılmış sütleri ve özellikle su ihtiyaçları üzerine çalışıyorlar. Tabii bu söylendiği kadar kolay bir iş değil. Defalarca suların doldurulması, kapların temizlenmesi, bebeklerin sulandırılmış az yağlı sütlerle doyurulması.Elbette bunlar girdiğimiz bölgelerin ihtiyaçlarına yönelik değişebilen, genel yapılan işler. Kim işini bitirirse diğerine yardıma koşuyor. Ben ise genelde çöp toplamak, su yalaklarının temizlenmesi gibi konuların yanı sıra kimin yardıma ihtiyacı varsa ona koşuyorum. Ümit Gündoğdu ise hem canlarımızın daha kolay yuvalanması hem de insanların kendilerini orada gibi hissetmeleri için fotoğrafları çekiyor (yani benim baloncuklarıma zemin hazırlıyor) bir yandan da ağır güç isteyen işlere koşuyor. Yanımızda gelen diğer dostlar da o anda kimin daha çok ihtiyacı var ise ona koşuyor. Böylece zamanı doğru kullanıp, verimli bir çalışma gerçekleştirip bir nebze kendimizi işe yaramış hissediyoruz. Tabii bir de hep birlikte ormanda sevgi ihtiyacını da karşılamak üzere canlarımıza sarılıyoruz ve onlara sevgimizi gösteriyoruz.
Henüz başaramadığımız ama canı gönülden yapmak istediğimiz bir çalışma da daha önce de söylediğim gibi kısırlaştırma çalışması. Bunun için bize yardımcı olabilecek kuruluşlarla görüşmeler halindeyiz. Bunu da yapabilirsek, gerçekten çalışmalarımız boşa gitmemiş olacak ve mutlu hissedeceğiz.
Peki bu çalışmalar yeterli oluyor mu?
Tam da ona gelecektim… Biz iğne ile kuyu kazmaya çalışıyoruz, elbette ki yetmiyor. İyi bir organizasyon ile ancak bazı hayalleri gerçekleştirebiliriz. Bunun için de elini taşın altına koyabilecek, gerçekten bu canlar için düşünüp fikir üretebilecek insanlara ihtiyacımız var. Yapmak istediğimiz sadece onları beslemek değil ki, bizler sadece elimizden geleni yapıyoruz. Daha iyisini ancak kalabalık bir ekip olduğumuzda başarabiliriz…
Dilerim zamanla hem ekip hem de destek artar. Ekibinize katılmak isteyenler ne şekilde sizimle iletişime geçebilir?
Son günlerde interneti epey aktif olarak kullanmaya başladık. İlk olarakwww.facebook.com/pativist isimli Facebook Sayfamızı açtık. Çoğunlukla buradan iletişime geçiyoruz insanlarla. İkinci adımımız blogumuzu açmaktı. Benim içimde hep bir uhdeydi bu canların hiçbir yere ait olmadan öylece ölüp gitmeleri. Arkalarında bize bıraktıkları anılar dışında hiçbir iz bırakmadan. Aslında ilk olarak bu nedenle açtık blogumuzu. Bir yandan da insanların köpek sahiplenmeyi düşündüklerinde o köpeğin huyu, suyu hakkında daha çok bilgi edinmek isteyeceklerini de düşündük. www.pativist.blogspot.com.tr de bu şekilde açıldı. Blog açarken bir de patikoygonulluleri@gmail.com adresimizi aldık. Son olarak da twitter ve instagram’da www.twitter.com/patikoylu ve www.instagram.com/patikoylu hesaplarını açtık. Bize bunların hiçbirinden ulaşamayanlar da her Cumartesi saat:10.00’da Okan Üniversitesi Kurtköy Kampüsü önünde bizi bulabilirler.
10298881_626546647423090_982227763386004754_n
Blogu inceledim ve bazı köpeklerin hikayelerini paylaşıp karakterleri açıklamışsınız. Bu gerçekten daha derin bir empati yapmayı sağlıyor. Bence köpekleri bir “ürünmüş” gibi satın almak yerine bu yerlerden sahiplenmek gerekiyor. Hikayelerini okuduğunuzda gerçekten o köpeği tanıyorsunuz ve insanın ruhuna dokunuyor. Ortama oldukça hakim olduğunuz ve köpekleri iyi tanıdığınız ortada.
Peki bu köpekleri sahiplenmek isteyen için nasıl bir protokol izleniyor?
Köpek sahiplendirmek oldukça zorlu bir iş. Hele ki sahiplendireceğiniz köpek ormanda epey eziyet çekmişse… Köpek sahiplenmek isteyen kişiden ilk istediğimiz gelip ormanda bu canları ziyaret etmeleri aslında. Bu sayede hem biz onları tanıma fırsatı yakalıyoruz hem de onlar sahiplenecekleri köpeğin geldiği ortamı görüp bir daha onun bu tür bir duruma düşmesini engeller diye umuyoruz. Sahiplendirme konusunda belirli yaş kriterlerimiz var. Daha çok 25 yaş üzerine sahiplendirmeyi uygun görüyoruz. Petshoplardan alınan köpeklerin düştüğü durum malum. Kimsenin heves uğruna ya da ailelerinden gizli şekilde canları sahiplenmesini istemediğimiz için bu konuda fazla titiziz. Ayrıca sözleşme ile sahiplendiriyoruz ve sahiplendirdiğimiz köpeklerin huzurlu evlerinde çekilmiş resimlerini istiyoruz. Bol bol sezgilerimize kulak veriyoruz yani. Ben en çok annelere köpek sahiplendirmeyi seviyorum.
1511351_626536724090749_4397541577654671305_n
Anne derken, bir kadının anne olması için illa çocuk sahibi olmasına gerek yok. O muhteşem şefkate sahip her kadın benim gözümde anne. :) Ve bu tür kimseler gerçekten sahiplendirdiğimiz köpeğin annesi haline geliyorlar.
Öte yandan ne kadar önlem alırsanız alın, bazen istenmeyen durumlarla karşılaşılabiliyor. Amacımız bunu en aza indirmek ve o canların mutlu yuvalara kavuşmasını sağlamak. Neyse ki Şule Paçalı ve ailesi bu konuda yaklaşık 3 senelik deneyime sahipler.
Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?
İnsanlar olarak bizler, bu dünyayı cennete çevirebilme gücüne sahibiz aslında. Ama çoğu zaman görmezden geliyoruz ya da umursamıyoruz çevremizde olup bitenleri.Bu bizim insanlık olarak en büyük hatamız maalesef.
İstanbul’da yaşamıyor olabilirsiniz. Ama aç ve sefil bir şekilde yaşamak zorunda kalan canlar sadece Kurtköy ormanında yok. Tüm Türkiye’de sefalet içinde yaşamak zorunda kalan, eziyet gören, görmezden gelinen birçok canlı var. Özellikle hayvanlarla ilgili olarak yapabilecekleriniz çok basit şeyler. Artık yemeklerinizi poşetleyip çöpe atmayın, bunları buzdolabınızda biriktirip bu yemeklerinizi besleme yapan gruplara yönlendirin. 15 kg.lık bir paket kuru mama yaklaşık olarak 40 TL civarında bir fiyatla temin edilebiliyor. Her ay bir paket kuru mama alıp sokağınızdaki, çevrenizdeki canlara dağıtabilirsiniz ve vereceğiniz bir avuç mama bu canlar için ölümden kurtulmak anlamına gelebilir. Yine özellikle sıcak yaz günlerinde sokağınızda kedi ve köpeklerin ve hatta kuş ve diğer hayvanların içebileceği en azından bir kap su bulunmasına dikkat edin. Koyacağınız bir kap su sizi zengin ya da fakir etmez ancak bir canın hayatını kurtarır. Aynı şekilde evinize yeni aldığınız bir eşyanın kartonu, plastik kaplar, yoğurt kapları, 5-10 litrelik plastik su şişeleri belki sizin için önemli değil. Ama ormanlarda ve benzeri alanlarda besleme yapan insanlar için nimet niteliğinde. Lütfen size yakın olan bölgelerde besleme yapan insanlarla tanışın ve bu yardımlarınızla dahi bölgenizdeki hayvanlara yardımcı olabileceğinizi unutmayın. Bunun dışında bana göre herkes mutlaka en azından bir defa bu tür bir etkinliğe katılmalı. Herkes hayatında en az bir kere barınak ziyaretinde bulunmalı. Böylece çoğunluğu satılma amacıyla üretilen bu canların insanların hevesleri geçtikten sonra nasıl kenara atıldığının görülmesi gerekli. Lütfen başınızı çevirmeyin. Tam tersi gözlerinizi açıp, kimse tarafından görülmeyeni görün.
Bilgilendirmeler ve röportaj için çok teşekkürler. Umuyorum ki sizin projeniz hem İstanbul’da hem de diğer illerde ki insanlar için ilham olur ve hep birlikte bu canların acı içinde itilmeleri ve ölmeleri engellenir. Blogta ki hikayeleri herkesin kesinlikle okumasını tavsiye ediyorum. Şunu hatırlatmakta fayda var; Onlar bizim için binlerce yıl önce kurtlardan evrimleşti.Bize dost, yoldaş olmak için… İnsan türüyle birlikte büyüdüler, insan türüyle birlikte geliştiler ve birlikte yürüdüler. Peki şimdi onlara sırtımızı dönüp onları acı ve sefaletin eline mi bırakacağız? Ya da petshoplardan alıp kapitalist sistemin bir satış ürünü olarak mı algılayacağız? Onların tek ihtiyaçları sevgi, ilgi ve birazcık mama. Lütfen onlara destek olalım ve hayvan edineceksen petshoptan değil, bu tarz yerlerden edinelim.
Hayvan sevgisi, bir insanın tadabileceği en saf sevgidir. 
patiii
Sizde bir Pativist olmak istiyorsanız gerekli iletişim Adresleri;
Facebook: https://www.facebook.com/pativist

10273556_619285908149164_2030349141901067038_nBiyografiler: Ece Gündoğdu 

29.12.1980 İstanbul doğumlu, evli, Avukat. Eşi ve 5 yaşındaki köpeği ile birlikte İstanbul Göztepe’de yaşıyor. Son 6 aydır Kurtköy’de Ormanlık arazide canların beslenmesi, basit tedavileri, yaşadıkları ortamın temizliği ve su ihtiyaçları için çalışıyor.

Şule Paçalı 

30.06.1994 İstanbul doğumlu, Marmara Üniversitesi Hemşirelik bölümü öğrencisi. Ailesi ile birlikte ormandan sahiplendikleri 2 köpek ve 30 civarı kedi ile birlikte İstanbul Ataşehir’de yaşıyor.  3 yıldır Ailesi ile birlikte Sakarya ve İstanbul’da aktif olarak kedi ve köpeklerin sahiplendirilmesi, kısırlaştırılması, beslenmesi ve tedavileriyle ilgili çalışmalar yürütüyor. Son 6 aydır Kurtköy’de Ormanlık arazide canların beslenmesi, basit tedavileri, yaşadıkları ortamın temizliği ve su ihtiyaçları için çalışıyor…
 
Kurtköy’de sizi bekleyen bazı canlar;
Kara Bela kardeşler. Sevgi canavarları... Birinin bacağı kırık.
Kara Bela kardeşler. Sevgi canavarları… Birinin bacağı kırık.

Kazanova. Eskiden bir sahibi olduğu düşünülüyor. Gönülleri o kadar özlüyor ki, geldiklerinde uzun uzun sarılıyor. Sarılmayı çok seviyor.
Kazanova. Eskiden bir sahibi olduğu düşünülüyor. Gönülleri o kadar özlüyor ki, geldiklerinde uzun uzun sarılıyor. Sarılmayı çok seviyor.
Kobay. Üzerinde ki tüyler kesilmiş ve deride delikler olduğu için üzerinde deney yapıldığı düşünülüyor. Oldukça ürkek.. Ama hangi canlı sevgi karşısında ürkek olarak kalmaya devam edebilir ki?
Kobay. Üzerinde ki tüyler kesilmiş ve deride delikler olduğu için üzerinde deney yapıldığı düşünülüyor. Oldukça ürkek.. Ama hangi canlı sevgi karşısında ürkek olarak kalmaya devam edebilir ki?
Hamamcı Kuçu. Banyoyu ve poz vermeyi çok seviyor. Sahilde sahibiyle ne kadar mutlu olurdu... Bol bol selfie çekilirdi.
Hamamcı Kuçu. Banyoyu ve poz vermeyi çok seviyor. Sahilde sahibiyle ne kadar mutlu olurdu… Bol bol selfie çekilirdi heralde. =)

DSC_0168
Tiger. Cinsi Tiger Boxer. bu ürkütücü görüntüsünün altında yumuşacık bir kalbi var. Sahibi çok kötü davranmış, dövüştürmek için kullanıldığı düşünülüyor. Halbu ki o yumuşacık kalbiyle tek istediği birazcık sevgi. Rahatça evinizi, iş yerinizi emanet edebilirsiniz.

Ekmek. Sessiz bir köpek tek derdi ekmek.. Bir de yetmez beş tane.
Ekmek. Sessiz bir köpek tek derdi ekmek.. Bir de yetmez beş tane.
İrmik. Kedilerle uyumayı çok seviyor. Daha bebek ve bir sağlık sıkıntısı yok. Oyun oynamayı çok seviyor. Hem kedinize hem size yoldaş olabilir.
İrmik. Kedilerle uyumayı çok seviyor. Daha bebek ve bir sağlık sıkıntısı yok. Oyun oynamayı çok seviyor. Hem kedinize hem size yoldaş olabilir.
Safiye. Tek patisi yok ama hayata sıkı sıkı bağlı. hep neşeli ve güleç
Safiye. Tek patisi yok ama hayata sıkı sıkı bağlı. hep neşeli ve güleç
Çilli. Masum gözleri ve çilli kürküyle oynayacak sahipler arıyor.
Çilli. Masum gözleri ve çilli kürküyle oynayacak sahipler arıyor.

Fındık. Sevecen, sarılmayı ve göbeğini sevdirmeyi çok seviyor. Belli bir bölgeyi terk etmiyor. Bu yüzden onu sahiplenecek mahalle halkının en yakın dostu olabilir.
Fındık. Sevecen, sarılmayı ve göbeğini sevdirmeyi çok seviyor. Belli bir bölgeyi terk etmiyor. Bu yüzden onu sahiplenecek mahalle halkının en yakın dostu olabilir.

Can. Bahçenizde kocaman, muzip ve bir o kadar da korumacı bir Can'a yeriniz var mı?
Can. Bahçenizde kocaman, muzip ve bir o kadar da korumacı bir Can’a yeriniz var mı?
Daha fazla köpekle tanışmak için siz de Patiköy gönüllüleriyle Kurtköy ormanlık alanını ziyaret edebilir, doğayla bütünleşirken, bu canlara sevginizi verebilirsiniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder